Kekemelik, dil ve konuşma terapisi uygulama görseli
Kekemelik, dil ve konuşma terapisi uygulama görseli
Kekemelik, dil ve konuşma terapisi uygulama görseli
Kekemelik, dil ve konuşma terapisi uygulama görseli
Kekemelik, dil ve konuşma terapisi uygulama görseli
Kekemelik, dil ve konuşma terapisi uygulama görseli

Terapiler

Son Eklenen Konular

Kekemelik: Sadece Bir Konuşma Sorunu Değil! image
Kekemelik: Sadece Bir Konuşma Sorunu Değil!
Hayal edin. Kapıdan içeri giriyorum. Uzun, sarışın, kaslı,  Hennie. Yanımda tekerlekli sandalyedeki adam var. Onun sorunu açıkça ortada. Ben normal görünüyorum. Ağzımı açıyorum ve... Hayır. Oyun henüz bitmedi. Ben kekelemeye başlayana kadar bitmedi. Sonra kekemelik oluyor. Birdenbire. Tam olarak ne zaman ortaya çıkacağını bilmediğim için beni şaşırtıyor ve ortaya çıkana kadar normalim... Ve şimdi yeni bir mücadele başlıyor. Kekemelikten kurtulup yeniden normal olmak için mücadele etmem gerekiyor (Kathard, 2003, s. 186). Nitel bir araştırmadan alınan bu kesit, kekemelikle yaşayan insanların içsel mücadelesini oldukça çarpıcı bir şekilde özetliyor. Hennie’nin kendisine dair algısı; fiziksel özellikleri, atletik yetenekleri ve kekemeliği etrafında şekillenir. Sarı saçlı olduğu için sarışın, kekelediği için de kekemedir. Hepimiz gibi, Hennie de birden fazla kimliğe sahiptir ve bu kimlikler bir araya geldiğinde onun öz kavramını, yani kendini nasıl gördüğünü oluşturur (Tajfel, 1981). Kekemeliğin Sosyal ve Duygusal Yansımaları Hennie, kekemeliği olan biri olarak, sıklıkla ses ve hece tekrarları (örneğin "be-be-benim"), ses uzatmaları (örneğin "sssssselam") ya da bloklar ("___ben") gibi akıcısızlıklarla mücadele eder (Johnson, 1959; Yairi & Ambrose, 1999). Hennie ve dünya çapında bu durumu yaşayan diğer 70 milyon insan... Ancak sizin de bildiğiniz gibi kekemelik bundan ibaret olmamakla birlikte bu kadar basit de değildir. Konuşmada görülen bu özellikler, sadece buzdağının görünen yüzünü temsil eder. Kekemeliğin altında, Sheehan'ın Buzdağı Analojisi'nde olduğu gibi, görünmeyen ama derinlerde yer alan korku, kaçınma, suçluluk ve anksiyete gibi duygusal yükler yatmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve Kekemelik Geçmişte hastalıklar sadece fiziksel belirtiler üzerinden değerlendirilir ve tedavi edilirdi. Ama artık biliyoruz ki bir sağlık sorunu yalnızca görünenden ibaret değil. Bu tür bozukluklar, kişinin hayatının birçok yönünü etkiler ve aynı zamanda bu yönlerden de etkilenir. İşte bu yüzden, sorunları daha geniş bir perspektiften anlamak, değerlendirmek ve yönetmek önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün ICF (Uluslararası İşlevsellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflandırması) modeli de tam bu noktada devreye giriyor. ICF modeli, bir sağlık sorununun etkilerini dört temel alanda inceler: Bedensel İşlevler: Kekemelik, ses tekrarları, uzatmalar ve bloklar gibi konuşmada fark edilen akıcısızlıklar. Aktiviteler ve Katılımlar:  İş hayatında sunum yapmak, sipariş vermek ya da topluluk önünde konuşmak gibi aktiviteler kekemelik nedeniyle zorlaşabilir. Kişisel Faktörler: Kişinin mizaç özellikelri ve kekmeliğe bakış açısını içerir. Çevresel Faktörler: Kişinin kekemeliğine verilen olumsuz tepkiler (alay etme, sabırsızlık) durumu. ICF modeli, kekemeliği sadece fiziksel bir bozukluk olarak görmek yerine, kişinin yaşamının her alanına etkisi olan karmaşık bir durum olarak ele alır.   Yaşam Kalitesi ve Kekemelik Yaşam kalitesi, bir insanın hayatından aldığı genel memnuniyeti ve mutluluğu ifade eden bir kavramdır. Yaşam kalitesi yüksek olan insanlar genellikle yaşamın; sosyal ilişkiler, günlük aktiviteler ve katılım, fiziksel sağlık, çevre koşulları ve psikolojik durum alanlarından daha fazla memnuniyet duyarlar. Kekemeliğin yalnızca konuşma üzerindeki etkileri değil, sosyal, duygusal ve zihinsel sağlık üzerinde de belirgin olumsuz etkiler yarattığı ortaya çıkmıştır. Craig ve arkadaşlarının (2009) yaptığı araştırmada, kekemeliğin bireylerin yaşam kalitesine olan etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, kekemeliği olan bireylerin yaşam kalitesi, akıcı konuşan bireylere (kontrol grubu) kıyasla daha düşük bulunmuştur. Bu fark, özellikle sosyal ve duygusal işlevsellik, canlılık ve zihinsel sağlık alanlarında daha belirgindir. Örneğin, “Çalışma yaşamınızda veya diğer aktivitelerinizde geçirdiğiniz zamanı sorununuz yüzünden kısalttınız mı?” gibi sorularda, kekemeliği olan bireyler akıcı konuşanlara göre daha olumsuz cevaplar vermişlerdir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca konuşma zorluğu değil, aynı zamanda bireylerin genel yaşam kalitesini de etkileyen karmaşık bir durum olduğunu gözler önüne seriyor. SF-36 yaşam kalitesi formunda yer alan bazı sosyal duygusal işlevsellik soruları aşağıdaki gibidir: Son 4 hafta boyunca, arzu ettiğinizden daha az işi mi tamamladınız? Son 4 hafta boyunca, iş veya diğer aktivitelerde her zamanki kadar dikkat vererek yapamadınız mı? Kekemelik yaşayan bireylerin yaşam kalitesindeki düşüşlerin, tetrapleji veya koroner kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları yaşayan kişilerle benzerlik göstermesi, bana göre oldukça dikkat çekici bir bulgu. Bu durum, kekemelikle yaşamanın, ciddi bir sağlık sorunu kadar hayatı etkileyebileceğini gösteriyor. Bu nedenle, müdahale hedeflerimizi belirlerken yalnızca kekemeliğin kendisine odaklanmak yerine, kekemeliğin hayatın hangi alanlarını etkilediğini belirleyip, bu alanlara bütüncül bir yaklaşımla odaklanmak, terapilerimde de gözlemlediğim gibi, daha etkili sonuçlar sağlıyor. Sonuç Kekemelik, dışarıdan bakıldığında sadece konuşma sırasında yaşanan birkaç duraksama gibi görünse de gerçek çok daha karmaşık görünüyor. Hem sosyal hem de duygusal sağlığı derinden etkileyen kekemeliğin, bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğü görülüyor. Kekemelikle başa çıkmanın yollarını ararken, bu çok boyutlu yapıyı anlamak; kişisel, sosyal ve duygusal faktörlerin önemli olduğunu gösteriyor. Bu konu ilginizi çektiyse, kekemeliğin yaşam kalitenizi nasıl etkilediği ile ilgili Hacettepe Üniversite'sinde yapılan bu araştırmaya da katılabilirsiniz.
Devamını oku
Kekemelik Ameliyatı image
Kekemelik Ameliyatı
Bu yazı, bazı okuyucaları rahatsız edebilir. Yazıyı okumadan önce, bu faktörü göz önünde bulundurmanız önerilir. Kekemelik, Antik Mısır’dan günümüze kadar gizemini sürdüren bir olgudur. Yüzyıllar boyunca, insanlar kekemeliğe neyin neden olduğunu bulmaya çalışarak farklı tedavi yöntemleri denemişlerdir. Denenen bu tedavi yöntemlerinden, hiçbiri "ameliyatlar" kadar ilginç ve sonrasında yaşananlar kadar ürkütücü olmamıştır. Bu yazımızda, geçmişte kekemeliği tedavi ettiği düşünülerek yapılan ilginç ameliyatları inceleyeceğiz. 20. Yüzyıla kadar; kekemeliğin, dil organındaki anomalilerden kaynaklandığı düşünülüyordu. Bu anomaliler hakkında da farklı teoriler hakimdi. Bazıları; kekemeliği, dilin ve ses telinin spazmodik (bu kasların elde olmadan istek dışı kasılması) durumda olmasına, frenulum linguale'nin yani dil altı bağının kısa olmasına hatta dilin büyük olmasına bağladılar. Beates gibi bazı araştırmacılar, kekemeliğin bu nedenlerini ortadan kaldırmak için, ameliyatlardan daha insancıl ama etkisiz olan aparatlar icat ederken (Bkz., Şekil 1); Dieffenbach gibi bazı doktorlar da, dildeki spazmodik durumu gidereceğini düşündüğü ameliyatlar uyguladı. Şekil 1. Aparat, Beates, 1851. Dilin ve ses telinin spazmodik hareketini engelleyen, dudakların kapanmasına, dilin dişlere ve damağa fazla temasına izin vermeyen aparat. Kekemelik Tedavisi İçin Yapılan Ameliyatlar Aslına bakarsanız, ameliyat fikri 19. Yüzyıldan çok önce, 6. Yüzyılda ortaya atıldı. Kral Justinianus'un doktoru Amidalı Aetius, kekemeliğin tedavisi için "frenulum linguale (Bkz., Şekil 2)" dediğimiz dil altı bağının kesilmesini önerdi.       Bu fikri ilk deneyen kişinin ise, erkek kardeşi kekeme olan, Alman cerrahisinin babası Fabricius Hildanus olduğu düşünülüyor. 1608 yılında Hildanus, erkek kardeşinin dil altı bağını kesti. Kardeşinin durumu ve bu ameliyatın 19. yüzyıla kadar başkaları tarafından denenip denenmediği ise hala bilinmiyor. Şekil 2. Frenum 19. yüzyıla gelindiğindiyse, doktorların cerrahi becerilerinde hızlı bir gelişme görüldü. Daha birkaç yıl önce tedavisi imkansız olan bozukluklar, ameliyatla tedavi edilmeye başlandı. İşte bizim hikayemiz de tam olarak burada başlıyor. Ama farklı bir ameliyatla: şaşılık ameliyatı. Hikayemizin ana karakteri Berlin Üniversitesi'nde, klinik cerrahi alanında profesör ve saygın bir cerrah olan Johann Frederick Dieffenbach. Dieffenbach, 1839 tarihinde Anthony White'ın şaşılık tedavisi için önerdiği, göz kaslarının kesilmesi fikrini ilk defa bir insan üzerinde denedi. Şaşılık ameliyatından sonra, aklına bir fikir geldi: kekemelik tedavisi için dil kaslarının deri altından kesilmesi. Dieffenbach, aklına gelen fikri şu sözlerle anlatıyor: "Fikir bana kendini önerdi... Kekemeliğin, dil, yüz ve boyun kaslarıyla iletişim kuran gırtlağın spazmodik durumundan oluştuğuna inanıyorum. Bu anormal duruma dahil olan kasların inervasyonunu keserek, kekemeliği değiştirmeyi ve hatta tamamen bitirmeyi başarabiliriz. Bunu yapmanın bariz yolu; dil kökünün enine yatay bir kesit atmaktır." Dieffenbach, aklına gelen bu fikri 17 Ocak 1841’de denedi. Hastası 13 yaşında Doenau isimli bir erkek çocuğuydu. Dieffenbach, yaptığı ameliyatı şu sözlerle anlattı: “Hasta, pencerenin karşısındaki yüksek bir sandalyede oturuyordu. Hastanın başı bir asistan tarafından dik tutuluyor aynı zamanda "retraktör (Bkz., Şekil 3)" yardımıyla ağzın açısı ayarlanıyordu. Hastanın dili ileri doğru itilirken, başka bir asistan "forseps (Bkz., Şekil 3)" yardımıyla hastanın dilini tutuyordu. Bu sayede dil sabitlendi ve enine sıkıştırıldı. Hastanın dilini, sol elimin işaret ve baş parmağıyla enlemesine sıkıştırdım ve dili kaldırdım...Bistüri ile dili doğrudan yukarıya doğru kestim, dili ikiye böldüm.. Ameliyat bitimine doğru, hasta oldukça baygın bir hale geldi. Daha sonra yuttuğu büyük miktarda kanı kustu. Ağzını suyla yıkar yıkamaz, ameliyattan önce söyleyemediği kelimeleri söylediğini duymak beni son derece memnun etti." Şekil 3. Solda retraktör. Cerrahi operasyonlarda, cerrahi müdehaleyi yapabilmek için, müdehale edilecek yara ve ya kesi bölgesindeki, yağ veya et tabakasını, iki yana ayırmaya, çekmeye ve ya sabit tutmaya yarayan cerrahi alet.Sağda forseps. Ameliyatlarda dokuları tutmakta kullanılır. Anestezide kullanılan ve ağrı kesici özelliği olan "nitröz oksit" ve "kloroform"un 1844'de keşfedildiği, eterin ilk kez 1843'de kullanıldığı düşünüldüğünde, ameliyatın oldukça sancılı geçtiği tahmin edilebilir. Şekil 5'de Dieffenbach'ın ameliyat prosedürünü anlatan bir çizim vardır. Şekil 5. Dieffenbach (1841) tarafından kekemeliği tedavi etmek için uygulanan cerrahi bir prosedürün çizimleri Haberlerin Fransa'ya Ulaşması Dieffenbach yaptığı ameliyat sonrasında, hastasıyla konuştuğunda, hastanın tamamen iyileştiğini düşündü ve meslektaşlarına durumu şu sözlerle bildirdi: “Öncelikle sıkıntılı tartışmalardan kurtulmak için, kekemelik ameliyatımı ilk olarak 7 Ocak 1841'de, 13 yaşındaki Doenau'ya yaptığımı ve hastanın tamamen iyileştiğini beyefendi meslektaşlarıma bildiririm.” Görüldüğü gibi Dieffenbach, kendisini yeni ve devrim niteliğinde bir ameliyatın mucidi olarak gördü. Çünkü Dieffenbach, ameliyatın hemen sonrasında duyduğu konuşmanın, sürekli olarak korunacağını yani kişinin bundan sonraki hayatında da kekelemeyeceğini düşünüyordu ama yanıldı.  Dieffenbach, “Instut de France”a ameliyat tekniğini daha detaylı anlattığı bir yazı yazdı. Bu yazı Fransa’ya ulaştığında tedavi olmak isteyen kekemeler, cerrahlara başvurdu. Cerrahlar da bu yoğun talebe karşılık verdiler. Yapılan Çeşitli Ameliyatlar Haberler Paris’e ulaştığında, her cerrah kendine göre bir ameliyat tekniği uyguladı. Literatür bize, kekemelik ameliyatı yapan cerrah sayısı kadar farklı ameliyat tekniği olduğunu gösteriyor. Mesela Dieffenbach’ın eski öğrencisi Phillips, 6 Şubat 1841’de iki ameliyat gerçekleştirdi. Ameliyatlarında kullandığı teknik, hastanın dilinin altında bulunan "genio-glossus (Bkz., Şekil 6)" kaslarını kesmekti. Resim 6. Genioglossus kası. Kafanın yandan görünümü. Fransız anatomist ve cerrah Velpau ise, 14 Şubat 1841’de halka açık bir şekilde ameliyat yaptı. Ayrıca Velpau, dilinin büyük olduğunu düşündüğü bir hastasının, dilinin ön kısmından üçgen bir parça kesti. Ancak daha sonra kendisi kekemelikle ilgili yapılan ameliyatlara karşı çıkacaktı. İdrar ve üreme yolları cerrahisinde ünlü olan Amussat’ın ise iki tane farklı tekniği vardı. Birinci tekniği, hastaların dil altında bulunan genioglossus (Bkz., Şekil 6) ve hyoglossus (Bkz., Şekil 7) kaslarının kesilmesi iken; ikinci tekniği, frenulum linguale (Bkz., Şekil 2)’nin alt çene ile bağlantısını kesmekti. Şekil 7. Hyoglossus kası. Kafanın yandan görünümü. İngiliz cerrah Yearsley ise, bu konuya daha farklı bir açıdan yaklaştı. Yearsley, kekemeliğin gırtlaktan gelen havanın dışarı atılamamasından dolayı olduğunu düşündüğü için hastalarının bademciklerini aldı. Kekemeler, ameliyat olmak için farklı cerrahlara koşarken, cerrahlar da kendi aralarında tartışmaya başladı. Guersant gibi bazı cerrahlar, uygulanan yöntemlerin tehlikeli ve etkili olmadığını söylerken; Amussat ameliyat ettiği kekeme hastalarını, ameliyattan kısa bir süre sonra, cerrahların karşısına çıkarıyor ve yönteminin işe yaradığını ispatlamaya çalışıyordu. Yearsley gibi bazı cerrahlar da, ilk ameliyatı Dieffenbach'ın değil kendisinin yaptığını iddia ediyor ve bu durumu kanıtlamaya çalışıyordu. İşler bu durumdayken korkulan olay oldu.  Hasta Ölümleri Ameliyatlar, hız kesmeden devam ederken, 29 Nisan'da Amussat'ın genioglossus (Bkz., Şekil 6) ve hyoglossus (Bkz., Şekil 7) kaslarını keserek ameliyat ettiği hastası 17 Mayıs'ta öldü. Bu sırada Dieffenbach, Berlin'deki cerrahları ve doktorları ameliyat esnasında kan kaybına karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyordu. Kısa süre sonra ise Dieffenbach’ın korktuğu olay başına geldi. Genç bir tıp fakültesi öğrencisi, kekemeliğinden kurtulmak için, Dieffenbach'a başvurarak ameliyat olmak istedi ve hayatını kaybetti. Bu durumdan haberdar olan doktorlar ve ameliyat olan hastalarını uzun süreli dönemde inceleyen cerrahlar "herhangi bir kasın kesilmesinin kekemeliği tedavi etmediği"ni fark etmeye başladılar. Aynı zamanda Amussat ve Yearsley gibi cerrahlar, hastaların ameliyattan hemen sonraki konuşmalarını dinliyerek hastaların tedavi olduğuna ikna oluyorlardı. Yani hastaların ilerleyen zamanlardaki konuşması hakkında bilgileri yoktu. Hastalarını uzun süreli dönemde izleyen Velpau gibi cerrahlar ise, ameliyatla ilgili fikirlerini değiştirerek ameliyatın fayda sağlamadığını bildirdiler. Bu durum birçok Fransız ve Alman cerrahın şevkini kırdı. Paris'teki tıp çevrelerinde cerrahi tedaviye heves azalsa da, ülkenin daha ücra köşelerinde ameliyat furyası uzun süre devam etti. Bu cerrahların çoğu, kekemelerin bu ameliyatlardan fayda sağlayacağı varsayımıyla ameliyat yaptı. Ama yanıldılar. Maalesef şu an bile, bazı danışanlarımızdan "dil altı bağım kesilirse kekemeliğim bitermiş" cümlesini duyuyorum. Ne yazık ki bu çağ dışı ve etkisiz yöntemi öneren ve uygulayan şu an bile onlarca kişi var. Yazının sonuna gelirken hepinizin aklına şu soru takılmış olabilir: “Eee, ameliyat sonrasında kekemeler neden akıcı konuşmaya başladı?” Aslında bu sorunun farklı olası cevapları olabilir. Yazıda da gördüğünüz gibi cerrahlar, hastaların konuşmasını ameliyatın hemen sonrasında gözlemlediler. Hastaların ameliyatın hemen sonrasında, fiziksel şokun etkisinde kaldığı düşünülüyor. Yani ağız içindeki yaralar sebebiyle daha kontrollü, yavaş ve doğal olmayan bir şekilde konuşan hastaların kekemelikleri azalmış olabilir. Biliyoruz ki, yavaş ve doğal olmayan bir konuşmayla kekemelerin akıcılıklarında artış olabilir. Ama bu kekemeliğin bittiği ve tedavi edildiği anlamına gelmez. Hatta bu olay ile ilgili ilginç bir anekdot da anlatıyor. Yearsley'in ameliyat edip kekemeliğinin bittiğini belirttiği hastasının öğretmeni, öğrencisinin kekemeliğinin geçmediğini söyledi. Yearsley ise vakaları uzun süreli dönemde izlemeden, sonuçlarını çok hızlı yayınladığını kabul etti. Ama öğretmenin yalan söylediğini hatta ameliyatını eleştirelerin para aldığını iddia etti. Sonuç Eski zamanlardan kalma kekemelik olgusu konuşma kadar eski olup her sosyal grupta bulunur. Dili nasıl ürettiğimiz, nasıl edindiğimiz halen bilinmez olduğu için kekemelik ve diğer konuşma bozuklukları daha az anlaşılmış ve hakkında birçok teori üretilmiştir. Kekemeliğin "neden" ortaya çıktığına dair teoriler de bazı "tedavi" yöntemlerini hayata geçirmiştir.   Bilimin ilerlemesiyle şu an biliyoruz ki; kekemeliğin nedeni "fizyolojik bir sorun"dan kaynaklı değildir. Yani kekemelerin dillerinde veya konuşma yapılarında herhangi bir sorun olduğu için kekelemeye başlamazlar. Bu yüzden de dil kaslarının veya dil altı bağının kesilmesi kekemeliği tedavi etmez. Şu an net olarak kekemeliğe neyin sebep olduğunu bilemesek de yapılan çalışmalar, nörolojik faktörlerin üzerinde duruyor. Şu an biliyoruz ki; kekemeliğin net bir tedavisi olmamakla birlikte bu durum dil ve konuşma terapisiyle kontrol altına alınabiliyor. Yani kekemeliğinizden şikayetçiyseniz, başvuracağınız uzman bir dil ve konuşma terapistidir.
Devamını oku
Çocuğunuz Kekelemeye Başladıysa 5 Maddede Ne Yapmalısınız? image
Çocuğunuz Kekelemeye Başladıysa 5 Maddede Ne Yapmalısınız?
Bir sabah uyandınız ve daha önce hiç kekemeliği olmayan çocuğunuzun kekelemeye başladığını fark ettiniz. Bu durumdan dolayı endişelenip, ne yapacağınızı, nasıl davranacağınızı bilememeniz çok doğal. Bu yazıda, çocuğunuz kekemeyse nelere dikkat etmelisiniz ve ne yapmalısınız konusunu inceleyeceğiz. Kekemelik, genellikle 2-6 yaşında ortaya çıkan ama neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmeyen bir konuşma bozukluğudur. Çevremde kekemelikle ilgili sıklıkla "çocuğum korktu, kavgamızı gördü, nazar değdi kekelemeye başladı." gibi hurafeler duyuyorum. Bu hurafelerin kesinlikle bilimsel bir karşılığı yoktur. Yani, çocuğunuzun kekeme olmasında sizin veya bir başkasının suçu yoktur, diyebiliriz. Kekemelik, nedeni tam olarak bilinemediği için gizemini hala sürdürmektedir.Yapılan son araştırmalar; kekemeliğin nörolojik faktörleri üzerinde durmaktadır. Çocuğunuz bir anda kekelemeye başladıysa endişelenebilir ve çocuğunuza iyi geleceğini düşündüğünüz için kekelediğinde "yavaş ol, önce düşün sonra konuş." gibi önerilerde bulunuyor olabilirsiniz. Kekemeliği çocuğunuzun dikkat çekmek için yaptığı bir davranış olarak adlandırıyor veya biraz bekleyelim kendiliğinden geçer, diye düşünüyor da olabilirsiniz. Peki bu yaklaşımlar doğru mudur? Doğru yaklaşımlar nelerdir? 1. Çocuğunuz Konuşurken "Yavaş ol, sakin konuş." Gibi Önerilerde Bulunmayın Kendi konuşmanızı yavaşlatmak veya önceden ne söyleyeceğinizi düşünmek size iyi gelebilir. İyi niyetli bir şekilde size iyi gelen bir şeyi çocuğunuza da öneriyor olabilirsiniz. Ama ne yazık ki, kekemelikte yavaş olmak, sakin kalmak her zaman da mümkün olmayabileceği gibi her zaman işe de yaramaz. Kekemelik farklı bir durumdur.Üstelik bu tarz uyarıları duyan çocuklar, konuşmasının kötü olduğunu düşünerek zamanla daha az konuşmaya başlayabilecekleri gibi, konuşurken üzerlerinde bir iletişim baskısı hissedecekleri için kekemelikleri daha da artabilir. 2. Yenilikleri Önceden Haberdar Edin Çocuğunuzla birlikte öğlen bir arkadaşınıza gideceksiniz. Bunu gitmeden hemen önce değil de iki üç saat öncesinden veya belliyse bir gün öncesinden çocuğunuza söyleyebilirsiniz. Böylelikle çocuğunuz yeniliğe karşı kendi duygularını hazırlamak için zaman bulabilir. Duygularını ve düşüncelerini önceden hazırlamak çocuğunuzun kekemeliğini de olumlu yönde etkileyebilir. 3. "Hadi Hadi!"den Uzak Durun Hayatınız veya iş temponuz yoğunsa evden çıkış anlarınızda, bir yere yetişmeye çalışırken kendinizi sürekli "Hadi! Hızlı olalım, geç kalacağız." derken bulabilirsiniz. Hayat temposunun hızlanması, kekemeliği artırabilir.Bu maddeyi uygulamak, haklı olarak, çoğu aile için zor olabilir. Temponuzu yavaşlatmakta zorlanıyorsanız, önceden haber verme stratejisini kullanabilirsiniz. Mesela; sabah evden çıkma anlarında kaos yaşıyor olabilirsiniz. Bu anlarda çocuğunuzla bir gece önceden kıyafetlerinizi belirlemek, evden çıkış saatiniz hakkında konuşmak, kahvaltıda ne yiyeceğinizi belirlemek işinizi kolaylaştırabilir. 4. Konuşmanızı Yavaşlatın Çocuğunuz kekelediğinde çocuğunuza yardımcı olmak istiyorsanız, göz temasını bırakmadan, çocuğunuzun sözünün bitmesini bekleyerek ve kendi konuşmanızı yavaşlatarak destek olabilirsiniz. 5. Dil ve Konuşma Terapistinden Randevu Alın Yukarıda anlattığım her madde, yanlış bir yöntem uygulamamanız için hazırlanmış "ilk yardım müdahaleleri" gibidir. Asıl yapmanız gereken bir "ambulans" çağırmaktır. Yani bir dil ve konuşma terapistine gitmektir. Bazı uzmanlar, çocuğunuzun kekemeliğinden 6 ay sonra bir uzmana gitmenizi önerebilir. Ben, çocuğunuzun kekemeliği başlar başlamaz bir dil ve konuşma terapistine gitmenizi doğru buluyorum. Çünkü siz kekemelikten endişelendikçe çocuğunuz bunu ister istemez jest ve mimiklerinizden bile fark edecek, bir sorun olduğunu anlayacak ve kekemeliğinden kaçmaya çalışacaktır. Bu durum, çocuğunuzun kekemelikle ilgili olumsuz duygu ve düşüncelere kapılmasına yol açabilir. Bu yüzden, bir dil ve konuşma terapistine giderek çocuğunuzun kekemeliğinin hangi seviyede olduğunu, hangi noktalarda endişelendiğinizi ve neler yapabileceğinizi en erken zamanda öğrenmeniz çok önemlidir. Yukarıda okuduğunuz maddeleri bir dil ve konuşma terapistine başvurmadan önce, yanlış müdahalede bulunmamak için uygulamak önemlidir. Çocuğunuza ve hayatınıza uygun bir şekilde terapi almak için dil ve konuşma terapistine başvurarak, sürecin kendiniz ve çocuğunuz için daha kolay geçmesini sağlayabilirsiniz.
Devamını oku

Yorumlar

Merhabalar, 8 yaşında oğlumun kekemeliği için başvurduk Hatice Hanıma... İyi kimiz oldu. O kadar kısa sürede o kadar uzun yol aldık ki biz bile inanamadık. Oğlumun onu olan sevgisi diğer seansı iple çekişi ve her seans sonrası yaşadığımız farklılıklara ve bizim yollarımızı kesiştirene şükürler olsun. Son olarak eğer ki dil ve konuşma bozukluğu yaşadığınız herhangi bir sıkıntınız varsa doğru adrestesiniz...

z..... |
Merhaba benim oğlum 7 yaşında kekemelik sorunu için Hatice hanıma başvurduk kısa sürede oğlumla ilgili çok güzel aşamalar kaydettik.konusmamiz düzeldi ozguvenimiz arttı.Kekemeligimiz çok azaldı teşekkür ederim Hatice hanim başarılar.

s.....
Merhabalar,4 yaşındaki kızımın artikülasyon ve akıcı konuşma bozukluğu için görüştük.Hem çocuğumuzla birebir ilgisi hemde bizim tedirginliğimizi en aza indirmesi en önemli özelliği oldu.Başka hiç bi terapist ile görüşmedim ama mesleki bilgisi bizi çok tatmin etti.Ve en önemlisi kızım Hatice hocayı çok seviyor,her seansı iple çekiyor.bu tarz sıkıntısı olanlara ben ve eşim gönülden tavsiye ederiz...

z....p
Kekemelik hakkında çok bilgili bir öğretmen, farklı teknikleri var ve iletişimi çok iyi 9 yıldır kekemelik için farklı kurumlara gittim ama sadece bu Hatice hocayla bir gelişme sağlayabildim.

ba...n
Merhabalar, Bir sağlık profesyoneli olarak Hatice Hanım'ın danışanlarına sağladığı katkıyı hayranlıkla izliyorum. Akıcı konuşma bozukluğunun eşlik ettiği artikülasyon problemi bulunan kardeşimde çok güzel ilerlemeler kaydetti. Bireye özgü terapi, maksimum fayda ve güncel literatür takibi ile mesleğine değer katıyor. Her basamakta iletişimiyle kaygı düzeyinizi minimize ediyor. Emeklerinize sağlık. En içten teşekkürlerimi iletiyorum.

ö....
Hatice Hanıma 3.5 yaşındaki oğlum için gittik. Oğlum hiç konuşmuyordu. Hatice hanımla sürecimiz boyunca bizimle gerek ilgisi gerek bilgilendirmesi ve güleryüzlüyle süreç boyunca yanımızda desteğini eksik etmedi. Oğlum yabancı kişilere yaklaşmamalılar rağmen Hatice hanımla seanslarından hep mutlu çıktı. Seans sonunda verdiği önerileri ev yaşamında da faydasını gördük. Ben de oğlum da kendisinden çok memnum kaldık ve çok seviyoruz kendisini. Görüşmek isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

me...z
Merhaba ben Simge. Yaklaşık on yıldan fazladır kekemelik sorunu yaşıyorum. Ve Hatice Hoca ile ilgili söyleyebiliceğim en net şey: Gerçekten bu zamana kadar öğrenmiş olduğum, uğraştığım her şey boşunaymış. Dört aydan fazladir onunlayim ve bu inanilmaz mutlu ediyor beni. Her hasta öncelikle karşışındaki insanin kendinisi anlamasini ister ki ona göre bir yol çizebilsin. Ardından yine hastanın da memnuniyeti sağlandıktan sonra daha yapılabilir seyler bulunsun. Ve devami da corap söküğü gibi gelsin.. Aşırı yüksek bir enerjiniz, o odadan çıkmak istemeyişiniz,beraber konuşurken ayni zamanda farkinda olmadan kullandığınız teknikler.. hepsi onda toplanmis. Kendi yaşadığı zorlukları bilerek bana çok güzel rehber olmuştu halâ da olmaya devam ediyor. Bana karşı olumsuzluk Şuan konuşmam bu seviyedeyse hepsi onun sayesinde..onu cok seviyorum. Bana karşı "olumsuzluk" ne bilmiyorum inanin. Hayatımın her yerinde bir gün artık onun hastasi olmasam bile onunla olmak istiyorum.. eminim siz de onunla tanisinca bunlari dusunucek ve bana hak vericeksiniz...

si...e
6 yaşında oğlum un kekemeliği için başvurduk Hatice hanıma iyikimiz oldu oğlumun özgüveni geldi arkadaş ortamına girdi sosyalleşme ya başladı iyiki tanımışız Hatice hocamızı tedavi sürecimiz çok hızlı gelişti oğlum çok daha mutlu şimdi

as...ı
İkiz kızlarımın r harfini çıkarma konusunda zorlanmaları vardı. Hatice hocamla tanıştık ve çok kısa sürede kızlarımın da emeği ile çözüme ulaştık. Çocuklarla olan iletişimi, sonrasında yapmamız gerekenlerle ilgili tarafımıza verdiği bilgiler, aşırı yaratıcı oyun kurma becerisi ve özellikle oyunlarla yürüttüğü çalışmaları harika. Çocuklarım her derse zevkle gitti. Seanslarını iple çekiyorlardı. Alana ilişkin bilgi hakimiyeti ve çocuklarla olan ilişkisi çok iyi. Birçok yakınıma tavsiye ettim. Herkes çok memnun kaldı. Sürekli kulaklarını çınlatıyoruz. Emekleri için sonsuz teşekkür ediyorum

g.....
Hatice hanıma 9 yaşındaki oğlumuzun kekemelik problemi için başvurduk. Çocuklar ile iletişimi ve soruna yaklaşımı, daha önce başvurduğumuz konuşma terapisi hocalarına göre çok daha iyiydi. Problemi aşmak için yapmamız gereken çalışmaları her hafta ayrıntısı ile anlattı. Dışarıda yaptığı etkinlikler ile süreci çocuk için de eğlenceli bir hale getirdi. Kekemelik, başvurduğumuz duruma göre hayatını etkilemeyecek bir hale geldi.

o....b
Hatice hoca, sempatik ve pozitif bir terapist. Biri 8, diğer 4 yaşında olan 2 çocuğum dil terapisi alıyor. Görüşmeler çocuklarınız için çok olumlu geçiyor. Çocuklar katılım için çok istekli.

o.....